Obezite Cerrahisi

Ücretsiz Randevu ve Fiyat Alma Formu

Aşağıdaki formu doldurun biz sizi arayalım!

Obezite,  besinler ile alınan enerjinin, harcanan enerjiden fazla olmasından kaynaklanan ve vücutta sağlığı bozacak şekilde anormal yağ artışı ile karakterize olan bir hastalıktır. Vücut yağ dokusunun yetişkin erkekte %25, yetişkin kadında ise %30’un üzerine çıkması durumunda obeziteden bahsedilir. Halk arasında aşırı şişmanlık olarak bilinen, hayat kalitesini büyük oranda düşüren bir hastalık olan obezite, genellikle kişilerin artık diyet ve egzersiz programı ile kontrol altına alamadıkları genetik, davranışsal ve çevresel faktörlerin bir sonucu olarak karşımıza çıkmaktadır. Çağımızın en yaygın ve önemli hastalıklarından biri olan obezite, kişinin yaşantısını sadece görsel anlamda etkilemeyen, hayat süresini kısaltabilecek derecede ciddi sağlık sorunlarının eşlik edebileceği bir rahatsızlıktır. Kalp hastalıkları, diyabet, yüksek tansiyon, yüksek kolestrol, felç ve bazı kanser türleri bu riskler arasında sayılabilir.

Obeziteye sebebiyet veren birçok faktör vardır. Kişinin yaşantısında sağlıksız bir beslenme düzeni benimsemiş olması ,özellikle yüksek yağ ve şeker içeren gıdalara yönelim ile beraberinde aşırı yemek yeme eğilimi ,iyatrojenik nedenler olarak adlandırabileceğimiz bazı , ve hormonlar ,tiroit rahatsızlıkları, polikistikover sendromu ,psikolojik faktörler ,gece yeme sendromu ve genetik faktörler bunlar arasında sayılabilir. Obezite tedavisinde nedene yönelik tedavi uygulanmalıdır. Obeziteye yol açan metabolik bir neden varsa öncelikle bunun tedavi edilmesi gerekir. Hastaya uygun diyet tedavisi, egzersiz tedavisi, , tedavisi, psikolojik destek ve diğer tedavi yöntemleri planlanmalıdır.

Obezite cerrahisi ise tüm bu uygulamalar yetersiz kaldığında ve vücut kitle indeksi 35’in üzerinde olan kişi zayıflayamadığında kullanılan bir tedavi yöntemidir. Cerrahi yöntemlere başvurmadan önce hasta detaylı analizlerden geçirilmeli ve obezitenin herhangi bir genetik, endokrin, nörolojik (hipotalamik fonksiyon bozukluğu gibi) patolojiden veya , kullanımından kaynaklanmadığı ortaya konmalıdır. Diyabet, uyku apnesi ve hipertansiyon gibi sağlık problemlerine de sahip olan hastalar için en sağlıklı yöntem diyet ve egzersizden sonra obezite cerrahisidir. Opr. Dr. Türker Karabuğa vücut kitle indeksi 35-40’ın üzerinde olan 18-60 yaş arası bireylerde, obezitenin en az 3 yıldır var olması durumunda, hormonal hastalıkların bulunmaması halinde, , ve diyet tedavisine rağmen en az 1 yıldır kilo veremeyen kişilerde obezite cerrahisini en doğru seçenek olarak tanımlamaktadır.

Obezite cerrahisi birçok şekilde gerçekleştirilebilir. Hastanın sağlık durumuna göre, mide ve bağırsaklar üzerine aynı anda müdahale ile yapılabileceği gibi, mide katlama, tüp mide yöntemleri de kullanılabilmektedir. Açık veya kapalı olarak gerçekleştirilebilen obezite ameliyatları hastanın konforunu sağlayacak tüm imkanı sağlamaktadır. Tüm bu yöntemler başarılı obezite cerrahları tarafından karar verilerek uygulanmalıdır. Bilinçsizce yapılan ameliyatlar daha fazla sağlık problemlerine neden olabilir.

Özel Karataş Hastanesi uzman ekibi ile uyguladığı obezite cerrahisi yöntemi ile, yaşamlarının büyük bir bölümünü bir çok farklı metotlarla zayıflamaya çalışarak ancak gerektiği kadar kilo veremeyen ya da verdiği kiloları geri alan hastalar için yeni bir hayatın kapılarını aralamaktadır.

Fazla kilolarınızdan kurtulmak istiyorsanız ve çözümü obezite cerrahisinde arıyorsanız öncelikle en iyi obezite cerrahisi doktorlarını araştırmanız gerekmektedir. Obezite ameliyatından önce tüm sağlık problemlerinizin iyi araştırılması, gerekli tüm tetkiklerin sağlanması ve buna göre bir yol izlenmesi gerekmektedir. Kronik rahatsızlığı olan hastalar için farklı tedaviler uygulanmaktadır. Obezite cerrahisi doktor tavsiyelerine göre ulaşabileceğiniz doktorunuz ile öncelikle vücut yapınız ve tüm sağlık sorunlarınızdan hareket ederek en doğru obezite cerrahisi yöntemine karar vermelisiniz.

Başarılı obezite cerrahisi uygulamalarından sonra kişilerin çok geçmeden günlük hayatlarına sağlıklı bir şekilde döndüğü gözlemlenmektedir. Tüm Türkiye’de başarılı obezite cerrahisi yöntemlerinin, İstanbul, İzmir gibi şehirlerde yoğun olarak uygulandığı gözlemlenmektedir. İzmir obezite cerrahisinde birçok uzman barındırmaktadır. Özel Karataş Hastanesi ,deneyimli ekibi ile bu alanda öne çıkmıştır. Eğer İzmir’de yaşıyorsanız ve obezite ameliyatı olmak istiyorsanız en iyi obezite cerrahlarına ulaşabilme şansınız olduğunu unutmayın.

Obezite, gelişmemiş ve gelişmekte olan ülkelerde, gelişmiş ülkelere göre daha  sıkça rastlanan bir hastalıktır. Obezitenin tanımına bakacak olursak; bedenin yağ kütlesinin yağsız kütleye oranının aşırı artması sonucu boy uzunluğuna göre vücut ağırlığının arzu edilen düzeyin üzerine çıkması olarak tanımlayabiliriz. Bireylerin sağlıklı bir hayata sahip olması için, vücuda alınan enerji ile harcanan enerjinin dengede tutulması önemlidir. Dengede tutulmayan yağ ve enerji obezite rahatsızlıklarını ortaya çıkartarak hayat standartlarının düşmesine neden olur. Sosyal hayat dahil birçok hayati imkanı engelleyen obezite hastalığı mutlaka doktora başvurulması gereken bir rahatsızlıktır. Bu nedenle obezitenin yol açtığı hastalıklar nedeniyle bireyler doktorlarına başvurmaktadırlar.

Obezite sadece fiziksel değil, ruhsal bozukluklara da yol açarak bireylerin sosyalleşmelerinin önüne geçer ve psikolojik rahatsızlıklar yaşamasına neden olur. Yapılan araştırmalar, obezite hastalığına yakalanan bireylerin sosyal hayattan koptuklarını ve içlerine kapandıklarını göstermektedir. Obezite hastalarına ilk başta obezite diyeti uygulanmaktadır. Bu obezite diyetleri, doktorlar tarafından bireylere verilen liste ile düzenli olarak uygulanır ve kişinin kilo kaybı gözlemlenir.

Obezite ölçümünde erkeklerde vücut ağırlığının %15-18’i, kadınlarda ise %20-25’ini yağ dokusu oluşturur. Bu oranın erkeklerde %25, kadınlarda ise %30’un üstüne çıkmasını Sağlık Bakanlığıobezite hastalığının varlığına işaret etmektedir.Obezite Diyabet ve Metabolik Hastalıklar Daire Başkanlığı’na göre ülkemizde obezite gittikçe artmaktadır. Bu nedenle obezite kamu spotu reklamlar çekilmekte ve bireyler sağlıklı beslenmeye yönlendirilmektedir.

Günlük olarak alınan enerji harcadığımızdan fazla ise harcanamayan enerji vücutta yağ olarak depolanır ve zamanla obezite hastalığı oluşmuş olur. Günümüzde yaşanan teknolojik gelişmeler, hayatımızı kolaylaştırdığı gibi, günlük aktiviteleri de önemli ölçüde sınırlamıştır.
Obezite hakkında bilgi sahibi olmak ve araştırma yapmak bireyler için oldukça önemlidir. Obezite hakkında detaylı bilgiye sahip olan bireylerin daha sağlıklı beslendiği gözlemlenmektedir. Obezitenin nedenlerini ve olası sonuçlarını bilen bireyler bilinçli beslenerek obezite rahatsızlığına yakalanmaktan kurtulurlar. Obezite nedir ve nasıl mücadele edilir konuları, sadece obezite hastalarının değil, tüm toplumun ortak sorunu olmalıdır. Obezitenin nedenleri ve sonuçları, obezite belirtileri hakkında bilgi sahibi olan toplumlar obezite sorunlarını daha az yaşamaktadır.

Obezite eğitimi slaytlarına da göz atacak olursak; hepimizin aklına en çok takılan, obezite nedir nasıl hesaplanır, obezite nedir nasıl anlaşılır, obezite nedir nasıl engellenir, obezite nedir nasıl korunur, obezite nedir ve korunma yolları, obezitenin nedeni nedir, obezitenin nedenleri nedir, obezite nedir zararları nelerdir, obezite nedir tedavisi nasıl olur, obezitenin nedenleri ve olası sonuçları nedir gibi soruların cevaplarını barındırarak obezite nedir uzun şekilde anlatır.

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından da obezite, sağlığı bozacak ölçüde vücutta aşırı yağ birikmesi olarak tanımlanmıştır.

Sağlık Bakanlığı Obezite Diyabet ve Metabolik Hastalıklar Daire Başkanlığı konu ile ilgili araştırmasında Türkiye’de obezite sıklığını;
Erkeklerde %20,5
Kadınlarda ise % 41,0
Toplamda % 30,3 olarak açıklamıştır.

Diğer oranlar da şu şekildedir:
Fazla kilolu olanlar %34,6
Fazla kilolu ve şişman olanlar %64,9
Çok şişman olanların oranı %2,9

Türkiye’de ve dünyada hızla artan obezitenin nedenleri arasında yanlış beslenme, yetersiz fiziksel aktivite, yaş, cinsiyet, gelir durumu, hormonal, genetik ve metabolik etmenler, psikolojik etmenler, yanlış diyet uygulamaları, sigara ve alkol tüketimi, alınmakta olan ilaçlar, doğum sayısı ve doğumlar arasındaki sürenin yakınlığı yer almaktadır. Obezitenin önlenmesi için dikkat edilmesi gereken beslenme dönemlerinin biri de bireyin ilk beslenme dönemidir. Yapılan araştırmalara göre anne sütü ile beslenen bireylerin, anne sütü ile beslenmeyenlere göre daha az risk taşıdığını göstermektedir. Anne sütünün ne kadar süre alındığı, ek besinlere ne zaman başlandığı da yine bu sürece etki eden etmenler arasında yer almaktadır. Dünya Sağlık Örgütü ve UNICEF ilk 6 ay anne sütü verilmesinin, 6 aydan sonra güvenilir ve kaliteli ek besinler ile birlikte 2 yıl daha emzirilmeye devam edilmesinin obezite ile mücadele ve kronik hastalıkları önlemede etkili olduğunu açıklamıştır. Obezite nedir pdf sunumlarını da inceleyerek ve obezite ile ilgili slayt indirerek obezite nasıl oluşur, obezitenin nedenleri nelerdir, obezite hesaplama sağlık bakanlığı testine ulaşabilirsiniz. Ayrıca obezite nedir ve nasıl önlenir, obezite nedenleri ve sonuçları gibi konularda bilgi sahibi olarak obezitede beslenme ve obezitenin etkileri hakkında önlemler alabilirsiniz.
Obezitenin zararları aşağıda sayılan hastalıklar olarak belirlenebilir. Obeziteden korunarak ve obezite ve sağlıklı beslenme dengesini kurarak bu hastalıklardan da kurtulmanız mümkün…

Aşağıdaki hastalıklar obezitenin olası sonuçları arasında yer almaktadır.

  • Tip 2 diyabet
  • Koroner arter hastalığı
  • Hipertansiyon
  • Kalp yetmezliği
  • Uyku apnesi
  • Solunum bozuklukları
  • Gastroözofagealreflü
  • Depresyon
  • Kısırlık
  • Adet düzensizlikleri
  • Osteoartrit
  • Varis
  • Beyin kanaması ve Felç
  • Safra kesesi taşı
  • Meme, kalın bağırsak ve prostat kanseri gibi bazı kanserler
  • İdrar inkontinansı
  • Uyku bozuklukları
  • Doğum zorlukları
  • Polikistikoversendromu
  • Aşırı kıllanma
  • Toplumsal uyumsuzluk
  • Metaboliksendromu
  • İnsulin direnci
  • Kolesterol ve lipid yüksekliği

Dünyada obezite küresel anlamda oldukça önemli bir toplum sağlığı sorununu oluşturmaktadır.Dünya Sağlık Örgütü Monica adlı 12 yıl boyunca süren çalışmasında,obeziteseviyesinin son 10 yılda dünya genelinde %10-30 arasında artış gösterdiğini saptamıştır. Obezite hastalarının sayısı 2008 yılında 400 milyonken, 2015 yılında bu rakam 700 milyona ulaşmıştır.

Obezitenin nedenleri tam olarak belirlenemese de, birkaç konu başlığı altında toplanabilir. Aşırı ve yanlış beslenme obezitenin en başlıca sebebidir. Günümüzde artan yanlış beslenme alışkanlıkları ülkemizde obezitenin artmasına sebep olmuştur. Trans yağlar ile beslenme ve aşırı beslenme nedeniyle kilo problemi yaşamayan bireyler bile obezite hastalığına yakalanmaktadır. Aşırı beslenme ve yanlış beslenmenin dışında fiziksel aktivite yetersizliği de obeziteye neden olmaktadır. Hareketsiz bir yaşama sahip olan bireyler uzun vadede kilo alımı ile obezite hastalığına yakalanabilirler. Daha çok iş hayatında bulunan ve oturarak çalışmak zorunda kalan bireylerde fiziksel aktivite yetersizliği görülmektedir. Fiziksel hareket azlığından dolayı obezite hastalığına yakalanmak istemeyen bireylerin mutlaka yürüyüş veya spor yapmaları gerekmektedir. Her gün yapılacak 40 dakikalık yürüyüşler bireylerin aşırı kilo alımını engellemektedir.

Genetik nedenler ise kişilerin önüne geçemediği bir obezite hastalığına neden olabilir. Kişinin elinde olmadan gelişen genetik obezite türleri, doğru bir tedavi ile atlatılabilmektedir. Obezite nedenlerinin tümünü bu konu başlıkları altında toplayabiliriz:

  • Aşırı ve yanlış beslenme alışkanlıkları
  • Yetersiz fiziksel aktivite
  • Yaş
  • Cinsiyet
  • Eğitim düzeyi
  • Sosyo – kültürel etmenler
  • Gelir durumu
  • Hormonal ve metabolik etmenler
  • Genetik etmenler
  • Psikolojik problemler
  • Sık aralıklarla çok düşük enerjili diyetler uygulama
  • Sigara- alkol kullanma durumu
  • Kullanılan bazı ilaçlar (antideprasanlar vb.)
  • Doğum sayısı ve doğumlar arası süre

Tüm bu etmenleri göz önüne alarak, bireylerin doğumdan itibaren ilk 3 yıllarının da çok önemli olduğunu belirtebiliriz. Çocukluk döneminde aşırı şeker ve çikolata dönemi ileriki dönemlerde yaşanacak obezite sorunlarının kaynağı olmaktadır. Burada ebeveynlere oldukça büyük sorumluluk düşmektedir. Bebeğinizin kilo ve beslenme kontrolünü ilk yıllarda sağlamalı ve yanlış beslenmeden uzak tutmalısınız.

Obezitenin yol açtığı sağlık problemleri çok çeşitlidir. Birçok metabolik ve psikososyal rahatsızlığa sebep olabilmektedir. Yaygın olarak tip-2 diyabet, kalp ve damar hastalıkları ve yüksek tansiyon görülse de bu kadarıyla sınırlı kalmamaktadır. İşte obezitenin neden olduğu diğer hastalıklar;

Obezitenin Neden Olduğu Hastalıklar

  • İskemik Kalp Hastalıkları
  • Angina
  • Gebelik ve doğumla ilgili sorunlar (Ölü Doğum, Zor Gebelik)
  • Kongestif Kalp Yetersizliği
  • Kalp Krizi
  • Yüksek Tansiyon
  • Derin VenTrombozu
  • Kan Yağlarında Bozukluk
  • Akciğere Pıhtı Atılması
  • Hiperkolesterolemi
  • Hipertrigliseridemi
  • Endokrinoloji ve Üreme Bozuklukları
  • PolikistikOver Sendromu (PKOS)
  • İnfertilite (Kısırlık)
  • Tip llDiabetesMellitus (TllDM)
  • Düzensiz Adet Görme
  • Kadınlarda İstenmeyen Kıllanma

 

Nöroloji

  • Migren
  • Karpal Tünel Sendromu
  • İnme

 

Psikiyatri

  • Depresyon
  • Asosyal Kişilik Bozuklukları

 

Solunum Sistemi

  • Akciğere Pıhtı Atılması
  • Uykuda Nefesin Durması
  • ObeziteHipoventilasyon Sendromu
  • Astım
  • Gastrointestinal Sistem
  • GastroözofagealReflü Hastalığı (GÖRH)
  • Karaciğer Yağlanması
  • Safra Kesesi Taşları

 

Ortopedi

  • Gut
  • Osteoartrit
  • Sırt Ağrıları

 

Dermatoloji

  • Çatlaklar
  • Lenfödem
  • Selülit
  • Akantozisnigrikans

 

Onkoloji

  • Meme, Yumurtalık, Rahim ve Rahim Ağzı (Endometrium ve Cervix)
  • Yemek borusu, Mide, Kalın bağırsak
  • Karaciğer, Pankreas, Safra Kesesi
  • Prostat, Böbrek
  • Non-HodgkinLenfoma, MultipleMyelom

 

Nefroloji

  • İktidarsızlık
  • İdrar Kaçırma
  • Kronik Böbrek Yetersizliği
  • Hipogonadizm
  • Gömük Penis

Annelerin en çok merak ettiği soru “çocuklarda obezite nedir?” ve “çocuklarda obezite nasıl önlenir”dir. Anneler bu konuda kaygılanmakta oldukça haklı, çünkü günümüz çocuklarının en büyük sağlık problemlerinden biri obezitedir. Burada yapılan en büyük hata obezitenin yetişkinlere özgü bir hastalık olduğunu düşünmektedir. Bazı anneler çocuğunun kilolu olmasının sağlıklı olmasından kaynaklandığını düşünmektedir. Oysaki sağlıklı çocuklar kilo oranı dengede olan çocuklardır. Çocuklarda kilo dengesi tamamen annenin elindedir. Çocuklarda obezite nedenleri aşırı şekerli ve kalorisi yüksek besinler ile beslenmedir. Aşırı şeker ve çikolata alımından uzak tutarak çocuğunuzu obeziteden koruyabilirsiniz. Besin değeri yüksek ve kalorisi az olan besinler ile çocuklarda obezitenin önüne geçilebilmektedir. Evdeki beslenme alışkanlıklarınızı sebze ve meyve alımı üzerine kurarak da çocuğunuzu obeziteden uzak tutmanız mümkündür. Sürekli kızartma ve hamur türü karbonhidrat ağırlıklı besinler ile beslenen çocuklarda obezite hastalığı riski oldukça fazladır. Bu nedenle çocuğunuzu mümkün olduğunca bu besinlerden uzak tutmalı ve beslenme alışkanlığını sebze üzerine kurmalısınız.  Tüm bunları yerine getirmenize rağmen çocuğunuz obezite hastalığına yakalandıysa, çocuk obezite doktorları ile iletişime geçerek en kısa sürede tedaviye başlamanız gerekmektedir. Obeziteden kurtulmanın en baş kuralı daha yolun başındayken tedaviye başlamaktır. Özellikle çocuklarda obezite oldukça hızlı ilerleyen bir hastalıktır. Bu nedenle hızlıca doktora başvurulmalı ve doktorun tavsiyeleri ile çocuklar için en uygun obezite tedavi yöntemi belirlenmelidir. Çocuklarda obezite hesaplama da vücut kitle indeksi hesaplama şeklinde gerçekleşmektedir. Annelerin çocuklarda obezite sağlığını korumak için çocukların kilo alımı düzenini kontrol altında tutması gerekmektedir. Çocuklarının gereğinden fazla kilo aldığını hisseden annelerin çocuk obezite merkezlerine başvurması gerekmektedir. Çocuklarda obezite cerrahisi düşük oranlarda uygulandığından ve çok tercih edilmediğinden çocuk obezite diyetleri ve egzersizleri uygulanmaktadır. Çocukların genelde sıkıldığı bu dönemlerde ailelerin sabırlı olmaları ve çocuklarına destek olmaları gerekmektedir. Çocuklarda obezite bilinci oluşmadığından diyet yapmayı reddedebilir ve doktora gitmeyi reddedebilirler. Bu nedenle çocuklarda obezite rahatsızlığının sağlık problemlerine yol açtığı algısı oluşturulmalıdır. Ancak çocuklarda psikolojik sorunlara yol açmaması için obezitenin önüne geçilebilecek bir hastalık olduğu doğru biçimde aktarılmalıdır.

Birçok doktor gözlemine göre çocuklarda şişmanlık psikolojik sorunlara neden olmaktadır. Şişman olan çocuklar sosyal ortamdan uzaklaşmakta ve yaşıtları gibi oyunlar oynamamaya başlamaktadır. Bunun sonucunda içine kapanan çocuklarda ciddi ruhsal bozukluklar oluşmaktadır. Hatta obezite çocukların ailelerinden de uzaklaştıkları gözlemlenmektedir.

Tüm bu olumsuzlukların yaşanmaması adına tüm bireylerin ve çocukların bebeklik döneminden itibaren kilo durumu takip edilmeli ve yukarıda bahsettiğimiz gibi fazla kalorili yiyeceklerden uzak tutulmalıdır.

BMI-Body Mass Index yani, vücut kitle indeksi olarak adlandırılan obezite testi ileobezite hesaplaması yapılmaktadır. Vücut kitle indeksi kısaca BKİ, bireyin vücut ağırlığının (kg), boy uzunluğunun (m cinsinden) karesine (BKI=kg/m2) bölünmesiyle elde edilen bir değerdir.
Vücut kitle indeksinin dışında bel çevresi ölçümü de, obezite riskine karşı belirleyici yöntemlerden biridir. Obezite olduğu nasıl anlaşılır merak eden bireylere obezite testi yaptırması veya bel ölçümü yapması tavsiye edilir. Ek olarak yağ dokusunun artık depolama işlevinin dışında, vücuttaki tüm sistemleri etkisi altına alan hormonal ve kimyasal maddeler salgıladığı da bilinen bulgular arasındadır. Bu salgılar, obezitenindaha da ilerlemesine yardımcıoluyor ve doyma seviyesini ileri taşırken, iştahı da artırıyor. Bu nedenle yağ dokusunun vücudumuzun hangi bölgelerinde toplandığı da oldukça önemli. Göbek çevresinde artış gösteren yağ, basenlerde ve kalçalarda toplanandançok daha tehlikeli olduğubelirtiliyor. Bu da gösteriyor ki, elma tipişişman hastaların armut tipişişman hastalara oranla kalp hastalıklarına yakalanma riski daha sık görülüyor. Erkeklerde bel genişliği 94 cm’yi geçerse artmış risk, 102 cm’yi geçerse yüksek riskten; kadınlarda ise bel çevresi 80 cm’i geçerse artmış risk, 88 cm’i geçerse yüksek riskten söz edilmektedir.

Başlangıç aşamasında gerçekleştirilen bu ölçümlerin dışında, metabolizma hızıölçümü ve detaylı vücut analizleriyle de bireyinobezite sorunu hakkında daha detaylı bulgulara ulaşmak mümkün.Metabolizma hızının düşük olması obezitenin nedenlerinden biridir ve mutlaka doktor kontrolü altına alınması gerekmektedir. Diğer birçok sağlık sorununda da yol açan metabolizma hızı her bireyde ölçümü yapılması gereken bir sorundur. Obezite rahatsızlığı olmayan bireylerde dahi ölçümü yapılmalı ve obezite riskleri hesaplanmalıdır.

Çocuk ve adölesanlarda, yetişkin bireylerdeki gibi bir sınıflandırma olmamakla birlikte, fazla kilolu olma ve obezitenin tanımlanmasında farklı yaklaşımlar bulunmaktadır. Bu yaklaşımlar arasında en sık kullanılanları bireysel ve toplumsal düzeyde yüzdelik (persentil) ve/veya z skor değerleridir.

2006 yılında Dünya Sağlık Örgütü 0-5 yaş arası çocuklar için büyüme standartları, 20017 yılında da 5-19 yaş arası çocuklar ve adölesanlar için büyüme referans değerlerini yayınlamıştır. Bu bilgiler ışığında son dönemde çocuk ve adölesanlar için de yaşa göre vücut kitle indeksi verileri, fazla kilolu olma ve obezite seviyelerinin belirlenmesinde kullanılmaktadır.

Dünya Sağlık Örgütü çocuklarda obeziteseviyelerinin belirlenmesinde kullanılan veriler önermiştir. Bu verilere göre 5 yaşın altındaki çocuklarda fazla kiloluluk >+2 SD veya >97. yüzdelik (persentil), obezite ise >+3 SD veya >99.yüzdelik olarak tanımlanmaktadır. 5-19 yaş grubundaki çocuklar ve adölesanlarda ise fazla kiloluluk >+1 SD veya >85.yüzdeliğin üzeri, obezite ise >+2 SD veya >97.yüzdeliğin üzeri olarak tanımlanmaktadır.

Dünya Sağlık Örgütü’nün obezite hastalığı testi ve obezite ölçümüsonucunda ortaya çıkan gruplandırması aşağıdaki şekildedir:

Vücut Kitle Endeksi 20-24.9 kg/m2 arası normal,
Vücut Kitle Endeksi 25 -30 kg/m2 arası fazla kilolu (overweight),
Vücut Kitle Endeksi 30 kg/m2 ve üzeri obezite,
Vücut Kitle Endeksi 40 kg/m2 ve üzeri morbidobezite,
Vücut Kitle Endeksi 50 kg/m2 üzeri ise süper obezite olarak belirlenmiştir.

Obezite testi Sağlık Bakanlığı tarafından belirli standartlara oturtulsa da bazı kaynaklarda obezite testi 70 soru ile çözülmektedir. Genellikle doktorlar obezite testi formülünü vücut kitle indeksi testi ile aynı görmektedir. Obezite testi hesapla ile bireyler obezite sınırlarını öğrenebilir ve kendi kiloları ile obeziteolup olmadıklarını görebilirler. Bu nedenle aşırı kilolu olmayan bireylerin dahi obezite testi oyunu ile obeziteye ne kadar yakın olduklarını görmeleri gerekmektedir. Bu sayede beslenmelerini düzene soktukları gözlemlenmektedir. Obezite testi nasıl yapılır diye düşünüyorsanız, vücut kitle indeksinizi hesaplamalı ve yukarıda bahsettiğimiz sınırlar ile karşılaştırmalısınız. Türk Diabet ve Obezite Vakfı ile beraber hazırlanan obezite hesaplama reklam yani obezite hesaplama kamu spotu birçok bireyin kafasında yer alan obezite hesabı nasıl yapılır sorusunun cevabı olmuştur.  Siz de obezite hesaplama nasıl yapılır diye merak ediyorsanız, obezite formülü ile obezite testlerini çözerek sağlık durumunuzu ölçümleyebilirsiniz.

Leptin hormonuobezite hormonu veya açlık hormonu olarak da bilinmektedir. Leptin hormonu, yağ hücreleri tarafından salgılanmaktadır. Kanda dolaşarak beyne tokluk sinyali veren bu hormon yağ yakımını oldukça olumlu etkilemektedir. Bu özelliği ile obezite tedavilerinde yeni bir çağ başlatan leptin hormonu sağlıklı beslenen bireylerde doğru oranda çalışmaktadır. Aşırı kilolu ve obezite hastalığı olan bireylerde leptin hormonu hiç denecek kadar az çalışmaktadır. Fazla kilolu olan bireyler leptin hormonunun salgıladığı tokluk hissini algılayamıyor ve bu nedenle fazla besin tüketiyorlar.  Bu olgu leptin direnci olarak adlandırılmaktadır ve , direnci ile benzeşmektedir.

Leptin tabanı her bireyde bulunmaktadır ancak leptin üst tabanı bazı bireylerde etkin değildir. Obezitenin ortaya çıkışı bu leptin üst sınırının olmaması ile gerçekleşebilir. Bireylere “daha fazla yemene gerek yok” diyen leptin hormonu, düzenli çalışmadığında kilo almanın önüne geçilememektedir.

Leptin hormonu ve obezite olumsuz bağlantısına engel olmak için leptin direncinin azaltılması gerekmektedir.
Leptin direncini arttıran faktörler şöyle sıralanabilir:

  • Yüksek , direnci seviyesi
  • Az ve yetersiz uyku uyumak
  • Aşırı fruktoz tüketimi
  • Yüksek stres
  • Karbonhidratlı yiyeceklerin aşırı tüketimi

Leptin hormonunun salgılanması için öncelikle yemek saatlerimizi en geç 19.00 olarak şekilde belirmememiz gerekir. Leptin hormonunun salgılanması belirli bir zaman aldığından uykuya geçmeden salgılanması için yemek yeme saatlerimizi ayarlamalıyız. Ayrıca leptin hormonunun salgılanması günde 2,5 öğün yemek yemek ve öğün aralarını açmak ile de mümkündür.

Obezite aşısı yeni yeni gündeme gelen bir kavramdır. Vücutta açlık hissi yaratan Ghrelin hormonunun salgılanmasını engellemek adına geliştirilen bir aşıdır. Sürekli acıkan ve açlığının önüne geçemeyen obezite hastaları için umut olmuştur. Araştırmalar sonucunda istenen etkiler elde edilirse, aşının bireyleri belirli bir kiloya indirene kadar uygulanması beklenmektedir.

Obezite aşısı olmak için öncelikle doktorunuza danışmalı ve aşının yan etkilerini detaylı araştırmalısınız. Daha sonrasında doktorunuzun gözetimi altında obezite aşısı tedavisine başlayabilirsiniz.

Obezite ve diyabete çözüm var! Obeziteden korunma yolları anne karnından başlayan bir süreç olarak sayılabilir. Bebeklik ve çocukluk dönemlerinde anne koruması ile obeziteden korunmaya başlanmalıdır. Bebeklerinin aşırı kilo alımını önlemek için annelerin şeker ve çikolata alımına dikkat etmesi gerekmektedir. Ergenlik döneminde obeziteye yakalanmamak için ise yanlış beslenme alışkanlıklarından uzak durulması gerekmektedir. Günümüzde gittikçe artan yanlış beslenme alışkanlıkları bireylerin aşırı kilo almasına ve obezite hastalığına yakalanmasına sebep olmaktadır. Obeziteden korunmak için trans yağ içeren besinlerden uzak durulmalı ve fast-food beslenme tarzından uzaklaşılması gerekmektedir.

Obeziteden korunmanın bir diğer yolu ise egzersizdir. Araştırmalar, hareketli hayat yaşayan bireylerin obezite hastalığına yakalanmadığını göstermektedir. Spor yaparak obezite riskini azaltabilir ve kilonuzun istediğiniz ölçüde olmasını sağlayabilirsiniz.

Tüm dünya ülkelerinde tedavi edilmesi için büyük çalışmalar yapılan bir hastalık olan obezite, çeşitli ağır hastalıklara sebep olabilmektedir. Bu yüzden obezite hastalığının ciddiyetinin farkına varılması, obezite türlerinin tanımın yapılması ve obezite hastalığının iyileştirilmesi için bir gruplandırma yapılmıştır. Bu gruplandırma vücut kitle indeksi, BMI denilen obezite testi ile gerçekleştirilmektedir.
Obezitenin neden olduğu hastalıklar, TC Sağlık Bakanlığı obezite konusunu kendi tarafından topluma duyurulmakta ve önlem alınması sağlanmaktadır. Obezite sağlık merkezleri, obezite reklamları gibi çeşitli araçlar ile obezitenin yol açtığı hastalıklar toplum ile paylaşılmakta ve önlem alınması sağlanmaktadır. Daha önce de bahsettiğimiz gibi, obezitekonusunda bilinçli bir toplum olmak, obezite sorunlarını aşmanın yarısı demektedir. Sadece obezite hastalarının değil diğer bireylerinde obezite hastalığının neden açtığı sorunları bilmesi ileride yaşanacak olası vakaları engellemektedir. Ne yazık ki günümüzdeki beslenme koşulları ile obezitenin sebep olduğu hastalıklar oldukça ciddi hastalıklardır ve mutlaka önüne geçilmesi gerekmektedir. Obezite Vakfı, obezite ile savaş gibi obezite sunumunda, obezite hakkında detaylı bilgiler vererek, obezitenin nedenleri ve zararlarıüzerinde durmaktadırlar.

Dünya Sağlık Örgütü’ne göre, vücut kitle indeksi, BMI 40 kg/m2 ve üstü olan morbidobezite hastalarında, beraberinde herhangi bir hastalığına sahip olmasalar dahi, obezite cerrahi uygulanmalıdır.

Vücut Kitle Endeksi, BMI 35-40 kg/m2 arası olan morbidobezite hastalarında ise:
Kalp Damar Hastalıkları
Apne Sendromu
Yüksek  Kolesterol( hiperlipidemi)
Yüksek Tansiyon (hipertansiyon)gibi birlikte görülebilen hastalıklardan en az birine sahip olunması halinde Obezite cerrahi ile müdahale edilmelidir.

Obezite hastalığının ölçülmesi için yalnıza vücut kitle indeksi yöntemi yeterli olmamaktadır. Yağlanma miktarı ve dağılımı gösteren ölçümleri içeren farklı obezite testleri ile hastalar değerlendirilir. Deri kıvrım kalınlığı, kalça ve bel çevresi ölçümü, kalça ve bel indeksi, karın içi yağlanmanın ölçülmesi için manyetik rezonans görüntüleme (MRI), bilgisayarlı tomografi (BT), ultrasonografi (USG), ve gibi radyolojik değerlendirmeler yapılabilir.

1- Yağ Dağılımına Göre

Santral (Erkek Tipi) Obezite: Bu tip obezite; elma tipi, abdominal, kayış ya da kemer üstü, ve merkezi şişmanlık olarak da anılır. Santral obezitede birim başına düşen yağ hücresi miktarı normale göre daha yüksektir. Vücutta biriken yağlar kollar ve bacaklardan çok, gövde ve karın bölgesinde toplanır. Metabolik hastalıklara en sık bu obezite tipi neden olmaktadır. Bel çevresinde oluşan yağlanma, iç organlara da zarar verebilmektedir. Kanser hastalıkları, şeker hastalığı, karaciğer yağlanması ve kalp rahatsızlıklarına yakalanma riski santral obezitede oldukça fazladır. Bireyin hayat standartlarının kalitesini ve yaşam süresini düşürür.
Subkutanöz (Kadın Tipi) Obezite:Glutefemoral, kemer tipi, cilt altı, kadın tipi (jineoid), kemer altı, armut tipi gibi çeşitli isimlerle adlandırılan obezite türüdür. Bu tür obezitede, vücutta biriken yağların birçoğu cilt altında ve kalça bölgesinde yoğunlaşmaktadır. Kadınlarda yağların toplanma şekli en çok basen veya kalçada olduğu için, bu tür şişmanlığı oluşturur. Erkek tipi obeziteye oranla riskleri ve tehlikeleri daha azdır. Kalp ve damar hastalıkları, yüksek tansiyon ya da şeker hastalığı yaşanma oranı daha az görülmektedir.

2-Obezitenin Başlama Yaşına Göre

Hipersellüler Obezite: Çocukluk çağında görülen obezite tipidir. Vücutta yağ bulunduran hücre sayısının artması ile meydana gelmektedir.
Hiperplastik Obezite: Erişkinlerde görülen obezite tipidir. Vücuttaki yağ depolayan hücreleyen hacmin artması ile meydana gelir. Hücrelerin hacminin artmasına rağmen, hücre sayısında herhangi bir değişiklik olmamaktadır.

3- Ortaya Çıkış Nedenine Göre

Genetik Obezite:Obezitenin oluşmasında başlıca etmen genetiktir. Yapılan incelemelerle, kişinin ailesinde obez kimsenin bulunması, kişinin fazla kilolu olma ihtimalinin yaklaşık olarak %8 olduğu belirlenmiştir. “Tutumlu gen” olarak adlandırılan, genetik olarak nesilden nesile aktarılan bu geni taşıyan kişiler; besinlerden alınan yağ ve kalorilerin depolanmasına olanak sağlamaktadır. Bu durum, kişide kronik obezite ve buna bağlı olarak birtakım hastalıkların çıkmasında oldukça etkilidir. Ayrıca doğuştan olmayan, zamanla daha sonradan oluşabilen gen mutasyonları da obezite için sebep olmaktadır. Fakat buna bağlı obezitenin görülme olasılığı daha az bir ihtimal olmuştur. Kişilerin doğuştan kazanmış olduğu genler obezite üzerinde daha etkilidir.
Basit Obezite:Ekzojenobezite, idyopatik ya da primerobezite olarak tanımlanabilen aşırı şişmanlık durumudur. Obez kişilerin büyük bir bölümü bu grup içerisindedir. Şişmanlığın altında yatan, obeziteye sebep herhangi bir olasılık ya da semptom görülmez. Beslenme tipindeki yanlışlar sonucu meydana gelir. Bu tip obezitede bulunan kişilerin genelde fazla şeker miktarı içeren gıdalarla ve hazır yiyeceklerle beslendiği gözlemlenmektedir. Çocukluk döneminde bu tip obeziteyle karşı karşıya olan kişilerin büyümeleri erken sonlanır. Bu sebeple boy ortalamaları da yaşıtlarına göre daha düşük olmaktadır.
SekonderObezite: Basit obeziteye göre görülme sıklığı daha enderdir. Çocukluk döneminde ortaya çıkan endokrin hastalıklar, genetik sorunlar, kullanılan ilaçlar ya da bazı tümörler sebebiyle meydana gelir. Genellikle gövde bölümünde yağ depolanması görülür. Kişinin kilo almasıyla birlikte yüksek tansiyon, şeker hastalığı, aşırı tüylenme, kadınlarda adet görememe, pletore, yanak bölgesinde aşırı şişkinlik ve ense bölgesinde yağ birikimi gibi sorunlar da beraberinde gelir. Çocuklarda boy uzaması erken zamanda durmaya başlar. Büyüme hormonundaki eksiklik ve tiroid bezlerinin yeteri kadar çalışmaması da obeziteye sebep olan etmenlerdir.

Obezite tedavisi ilk başta diyet, egzersiz ve davranış değişikliği ile sağlanabilir. Hareketsiz yaşam süren ve sağlıksız beslenen bireyler diyet tedavisi ile düzenli beslenmeye alıştırılmaya çalışılır. Bunun dışında egzersizler ile desteklenerek kilo sorunları kontrol altına alınmaya çalışılır. Alanında uzman bir doktor eşliğinde tüm bu süreçleri gerçekleştirerek obeziteden kurtulmak ve sağlıklı bireyler olmak mümkün!

Obezite , tedavisi uygulanarak da iyileşme sağlanabilir. Bazı hastalarda iştah kesici ve bağırsaklardaki yağın emilimini azaltıcı ilaçlar kullanılıyor olsa da yan etkiler sebebiyle ilaçlar endokrinoloji uzmanının kontrolünde alınmalıdır. Doktor kontrolünde alınmayan ilaçlar yan etkileri nedeniyle bireylerde ciddi sağlık problemleri oluşturmaktadır. Obezite , tedavisinde mutlakaobezite sağlık bakanlığı onayı olan ilaçlar kullanılmalı ve doktor tavsiyesi olarak alınmalıdır. Obezite doktorları bireylerin tüm sağlık problemlerini araştırarak en uygun obezite ilacını tavsiye etmektedir. Günümüzde kulaktan kulağa yayılan ve sağlık bakanlığı onayı olmayan obezite ilaçları bireyleri ölüme kadar sürüklemektedir.

Obezite cerrahisien çok tercih edilen ve en hızlı iyileşme gösteren yöntemlerden biridir. Diyet ve egzersiz işe yaramıyor, eklem rahatsızlıkları, diyabet gibi hastalıklar sebebiyle egzersiz yapamıyor, obezite bir hastalık haline dönüşmüş ve ameliyat olmak için herhangi bir risk taşımıyorsanız cerrahi yöntemlerle de hastalıktan kurtulmanız mümkün hale gelmekte.Obezite cerrahisinde birçok yöntem bulunmakta ve kişinin ihtiyacına göre en uygun obezite cerrahisi uygulanmaktadır. Hızlı ve kesin sonuçları nedeniyle obezite tedavilerinde en çok obezite cerrahisi tercih edilmektedir.

Obezite hastaları uyguladıkları diyet ve egzersiz programlarıyla kilo verebilseler de bir süre sonra uygulamamaya ara verdiklerinden tekrardan kilo almaya başlarlar. Obezite cerrahisi şişmanlığı kalıcı şekilde önleyerek, ideal kilonuzu korumakta yardımcı olur. Obezite cerrahisi günümüzde pek çok yöntemle uygulanabilmektedir. Mide ve bağırsak müdahalesi, gastrikband, tüp mide, mide katlama gibi ameliyatlar başarılı bir şekilde uygulanılmaktadır.

Obezite cerrahisi, tedavi sonrasında kilo kaybı ile birlikte diyabet, hipertansiyon gibi metabolik hastalıklarda ya tam iyileşme ya da tedavilerinin kolaylaşmasını sağlamaktadır. Bu sebepten dolayı obezite cerrahisimetabolik cerrahi ya da diyabet cerrahi olarak da anılmaktadır.

Diyabet cerrahisi ülkemizde yaklaşık 50 yıldır gerçekleştirilen ve diyabet hastalarının en çok tercih ettiği tedavi yöntemlerinden biridir. Obezite hastalarında tip 2 diyabet hastalığı mevcutsa yapılacak cerrahi müdahale sonrası yeteri kadar , üretilmesi durumunda kilo kaybıyla birlikte diyabet hastalığı da düzelebilmektedir. Obezite hastası olmayıp vücut kitle indeksi 35’in altında olan tip 2 diyabet hastaları kanda yeteri kadar , olması durumunda yapılacak cerrahi müdahale ile diyabet hastalığından kurtulmaları mümkün.

Tüm diyabet hastalarına olmasa da büyük bir kısma umut olan bu yöntem kilo kaybı önemli ölçüde sağlanmaktadır. Diyabet ameliyatları yani obezite ameliyatlarında mideye tüp takarak veya mide katlama yapılarak hastanın vücut kitle indeksi istenen seviyeye çekilebilmektedir. Bunun sonrasında hastaların şikayet ettiği tüm diyabet rahatsızlıkları yavaş yavaş ortadan kalkmaktadır. Bu yöntemler metabolik cerrahi olarak da adlandırılabilir. Diyabet cerrahisinin uygulanması için mutlaka bir doktor tarafından karar verilmiş olması ve bireye en az yan etkisi olacak tedavinin uygulanması gerekmektedir.  Bazı hastalar, uzun süren diyet ve egzersizleri düzenli olarak götürmekte zorlanırlar ve sonrasında verdikleri kiloları geri alırlar. Bu geri alımı önlemek ve sabit bir kiloda kalmak için obezite ameliyatları çok sık tercih edilmektedir. Bireyin sosyal hayatına en kısa sürede dönmesini sağlar ve ameliyat sonrasında iyileşme süreci oldukça kısadır. Tüm bu pratiklik obezite hastalarının en iyi kaçış yöntemlerinden biridir. Uygun obezite yöntemleri ile yapılan ameliyatlar sayesinde bireyler hem psikolojik hem de fiziksel açıdan sağlıklarına kavuşmaktadırlar.

Obezite cerrahisi, diyet ve egzersiz ile tedavi olmayan obezite hastaları için uygulanan en kesin ve en kolay tedavi yöntemidir. Yıllarca diyet ve egzersiz uygulayan fakat sonuç alamayan bireylerin çoğu günümüzde obezite cerrahlarına başvurarak obezite ameliyatı olmayı tercih etmektedirler. Obezite cerrahisi, ülkemizin birçok yerinde başarılı obezite cerrahları tarafından uygulanmaktadır. Gittikçe artan talepler neticesinde önemli gelişmeler kaydedilmiş ve obezite ameliyatlarının sayısı artmıştır. Obezite cerrahisi kapalı obezite cerrahisi ve açık obezite cerrahisi olarak uygulanabilmektedir. Bu kişinin sağlık problemlerine göre değişmektedir. Aşırı kilolu olan bireylere kapalı obezite ameliyatı yani laporoskopikobezite cerrahisi uygulanır. Aşırı obezite olmayan bireyler de ise açık obezite ameliyatları uygulanabilmektedir.

Birçok yöntemi olan obezite cerrahisinin en çok tercih edilen türleri mide katlama ve mideye tüp taktırmadır. Obezite cerrahisi yöntemine ve uygulamasına bireylerin doktorları karar vermelidir. Her bireyin uygulaması gereken obezite cerrahi yöntemi farklıdır. Bu nedenle obezite cerrahisi uygulamasına karar vermeden önce doktor gözetiminde bireylerin tüm hastalıkları araştırılmalı ve sağlık sorunlarının tümü göz önünde bulundurulmalıdır. Obezite ölçümü ve obezite testleri yapıldıktan sonra bireye en uygun obezite cerrahisi yöntemine karar verilir.

Obezite cerrahisi gelişen teknoloji ile birlikte önemli ilerlemeler kaydetmiştir. Bu gelişmeler sayesinde başarılı obezite cerrahları yetişmekte ve obezite merkezleri kurulmaktadır. Ülkemizde de birçok bölgede başarılı obezite cerrahları bulunmaktadır. Artık obezite ameliyatı laporoskopikobezite cerrahisi ile karın bölgesinde yara açmadan gerçekleştirilebilmektedir. Hastalar ameliyat sonrasında en fazla 1-2 gün hastanede kalıp sonrasında taburcu olmaktadır.Taburcu olduktan sonraki süreçte hastaların doktor gözetimi devam etmeli ve kişiler tam olarak sağlığına kavuşana kadar sürmelidir. Obezite cerrahisinin yayılması ile birlikte obezite sorunlarının azaldığı da gözlemlenmektedir. Bireyler için en kısa ve kalıcı tedavi olması nedeniyle, bireyler kendi istekleri ile obezite ameliyatı olmaktadırlar. Genellikle bireylere sıkıcı gelen obezite diyetleri ve obezite egzersizlerine oranla daha çok tercih edilmektedir.

Süper obezite olarak geçen aşırı kilolu bireylerde kilo veriminin egzersiz ile sağlanması mümkün olmamaktadır. Süper obeziteler aşırı kilolarından dolayı açık ameliyata elverişli değillerdir. Laporoskopikobezite cerrahisinde, karın bölgesi kesilmeden, karnın içerisini görmeyi sağlayan bi alet ile gerçekleştirilir.

Laporoskopikobezite sayesinde, bireylerin ameliyat sonrası ağrı dönemi kısalmakta, hastanede kalma süreleri kısalmakta ve kolayca iş hayatlarına geri dönebilmektedirler. Bir diğer artısı ise dikiş izi olmadan iyi bir görünüme kavuşmaktır.

Diyabet hastalarının yara iyileşme süreleri oldukça uzun olduğundan ve kilo vermek zorunda olduklarından en çok diyabet hastaları üzerinde laporoskopikobezite cerrahisi uygulanmaktadır. Bunun dışında kronik rahatsızlığı olan ve obezite cerrahisi uygulamak isteyen bireyler için de tercih edilen yöntemlerden biridir.

Laporoskopikobezite ameliyatı sonrasında bireyler bir ya da iki gece hastanede kalarak sağlıklarına kavuşabilmektedir. Ancak bireylerin diğer obezite cerrahi operasyonlarında olduğu gibi uzun süre doktor kontrolünde olmaları gerekmektedir.

  • Doktor kontrolü eşliğinde diyet ve egzersiz ile birlikte 6-12 ay gibi bir sürede istenilen kilo kaybı oluşmazsa ve verilen kilolar geri alınırsa,
  • Vücut kitle indeksi 40 ve üzeri ise veya 35’in üstünde olup diyabet, hipertansiyon gibi hastalıklar mevcutsa,
  • Ameliyatın uygulanması hastada herhangi bir risk oluşturmuyorsa ameliyat kararı verilebilir.
  • Tiroid bezi tembelliği, kortizon kullanımı veya endokrin organ hastalığı sebebiyle obezite hastalığı oluşmuşsa,
  • İlaç, alkol vb uyarıcı maddelere bağımlılık varsa,
  • Ciddi bir psikiyatrik rahatsızlık mevcutsa,
  • Kadınlar için 1 yıl içinde hamile kalmayı planlıyorsa ameliyat önerilmemektedir.

Genellikle obezite cerrahisi uygulanabilecek yaş aralığı 18-60 olarak belirlenmiştir. Ancak gelişimini tamamlayıp 13 yaşını dolduran kız çocukları, gelişimini tamamlayıp 15 yaşını dolduran erkek çocukları, ameliyat riski oluşturacak hastalığı bulunmayan ve 70 yaşını aşmayan morbidobezite hastaları ameliyat olmak için gerekli yaş aralığını sağlamış kabul edilmektedir. Yaş durumlarına bakıldığında ameliyat olmak isteyen ve herhangi bir engel bulunmayan tüm bireylerin obezite cerrahlarına başvurarak obezite operasyonu gerçekleştirebileceğini görmekteyiz.

Obezite cerrahisinde kilo sınırı uygulanmaktadır. Hastalar ameliyat şartlarını sağlıyor olsa da 180 kg ve üzerinde olmaları ciddi bir ameliyat riski oluşturmaktadır. Bu gibi durumlarda geçici bir süre için mide içerisine balon yerleştirilerek kilo kaybetmeleri sağlanmaktadır. Ameliyat için risk teşkil etmeyen kiloya eriştiklerinde mide balonu çıkartılarak cerrahi tedavi aynı anda uygulanmaktadır. Mide balonu en fazla 6 ay insan vücudunda bulunmalıdır. Yeterli kilo kaybı bu 6 ay içerisinde sağlanmazsa 6. Ayda yeni mide balonu yerleştirilerek işleme devam edilebilmektedir. 180 kg ve üzeri bireylerde obezite cerrahisi risk oluşturduğundan doktorlar tarafından tercih edilmemektedir.

Obezite hastalarının en önemli sorunu çok sık acıkmaları ve açlık hissine engel olamayıp tekrar tekrar yemek yemeleridir. Obezite hastalarına uygulanan diyet listelerinin sonuca ulaşmamasının asıl nedeni budur. Hastalar obezite diyeti uygulayacak tokluk hissini bir türlü yakalayamazlar. İşte tam da burada mide balonu devreye girer. Obezite kliniğinde, obezite hastalarına mide balonu yerleştirerek tokluk hissini yaşamaları sağlanmaktadır.
Mide balonu endoskopi yöntemi ile mideye yerleştirilerek şişirilir ve kişiye tokluk hissi sağlanır. Midenin büyük bir kısmını kapsayacak şekilde ayarlanan mide balonu bireylerin acıkmasına olanak sağlamaz. Mide balonu takıldığı anda hastalara kilo verdiren bir obezite cerrahi yöntemi değildir. Hastaların egzersiz ile desteklemesi sayesinde mide balonunun etkileri daha kısa vadede görülmektedir. Bunun yanında açlık hissini azalttığından uzun vadede kilo alımına yardımcı olmaktadır.

Mide balonu tedavi aşamalarını sıralayacak olursak:

  • Zayıflama Balonu Takılması
  • Doktor Kontrolünde Diyete Başlanması
  • Doktor Kontrolünde Egzersize Başlanması
  • Gerekli Hallerde Psikologa Başvurulması

Endoskopi yöntemi ile mideye yerleştirilen mide balonunun içerisi sıvı veya hava ile doldurulur. Obezite cerrahi yöntemlerinde mide balonunun ne kadar şişirileceği obezite hastasının kilosuna göre değişkenlik göstermektedir. Tüm Dünya Sağlık Bakanlığı ve Obezite ile savaş derneklerinin ortak belirlediği standartlara göre mide balonunun içerisindeki sıvı ve hava miktarının üst sınırı belirlenmektedir. Kişiye özel bir uygulama olduğundan kişiye zarar vermeyecek şekilde belirlenmektedir. Burada en önemli olan unsur diğer obezite cerrahisi yöntemlerinde olduğu gibi başarılı obezite cerrahları ile çalışmaktır.

Mide balonu yaklaşık 10-15 dakika içerisinde hızla yerleştirilir. Bu nedenle hastaların obeziteameliyatlarında uzun süreler geçirmesi gibi bir konu söz konusu değildir.

Mide balonu yerleştirildikten yaklaşık 6 ay sonra 5-15 kilo arasında kilo verdirebilmektedir. Mide balonu ameliyatı ile kilo vermek isteyen bireylerin kendi iradelerini de korumaları gerekmektedir. Tek başına mide balonu bireye hızla kilo verdirmemektedir. Kişiler mide balonu taktırdım diyerek aşırı beslenmeye ve kalorili yiyeceklerin alımına devam ederse, kilo verimi gerçekleşmez ve sağlık problemleri ortaya çıkabilir. Siz de mide balonu ameliyatı olmuş kişilerden yorumlarını dinleyerek, mide ameliyatı için bir obezite cerrahına başvurarak ve obezite cerrahilerinin sonuçlarını öğrenerek mide balonu ameliyatı olabilirsiniz.

Mide balonu, midenin hacminin büyük bir kısmını kapsamaktadır. Bu sayede bireylerin daha küçük porsiyonlar ile doyuma ulaşmasını sağlamaktadır. Vücut ihtiyacı kadar beslenir ve bu ihtiyacın az olması kişinin kilo vermesine yardımcı olmaktadır. Ancak daha önce de belirttiğimiz gibi mide balonu tedavisini tercih eden bireylerin egzersiz ve diyet ile obezite cerrahisini desteklemeleri gerekmektedir.

  • Uyuşturucu madde veya alkol kullanan hastalara
  • Mide ülseri olan hastalara
  • Çok fazla kilolu olmayan hastalara
  • Öncesinde batın ameliyatı geçirmiş olanlara
  • Kan sulandırıcı , kullanan hastalara

Kilosu normal kilodan fazla olan tüm hastalara mide balonu uygulanabilir. Mide balonu uygulamasının yapılabilmesi için daha önce saydığımız rahatsızlıkların bulunmaması gerekmektedir. Genellikle vücut kitle indeksi 40 olan ve bıçak ile obezite cerrahi ameliyatı tercih etmeyen bireylerin en çok tercih ettiği yöntemlerden biridir.

Tüp mide ameliyatı olarak da adlandırılan mide küçültme ameliyatları süper obezite denilen ve kısa vadede kilo vermesi mümkün olmayan obezite hastaları üzerinde uygulanmaktadır. Bu tür obezite hastaları obezite merkezlerine başvurarak tüp mide ameliyatı talebinde bulunabilirler. Öncelikle hastanın bu ameliyata uygun olup olmadığı sağlık testlerinden geçirilerek belirlenir. Mide küçültme ameliyatında midenin iştah hissi veren kısmı kesilerek çıkartılır. Bu operasyondan sonra bireylerde hormonal  değişiklikler yaşanarak iştah kesilmesi ve kolay doyma hissine ulaşma oluşmaktadır.

Mide küçültme ameliyatında iki tür kilo verme ortaya çıkmaktadır:
1-Mide hareketlerinin azaltılması dolayısıyla yaşanan kilo verme
2-Mide hacminin küçültülmesi ile mekanik bir sınırlandırma

Yapılan tüp mide ameliyatı operasyonuna göre bu iki kilo verme bireyden bireye değişmektedir.

Tıpta Gyrelin olarak bilinen açlık hormonu bireyin doyuma ulaşmasını engellemektedir. Tüp mide ameliyatıyla mideden çıkarılan gyrelin hormonu ile bireyler de açlık hissi oluşmamaktadır. Tüp mide ameliyatlarının en çok istenen etkisi açlık hormonundan kurtulmaktır. Açlık hormonu azalan bireylerin daha hızlı kilo verdiği gözlemlenmektedir. Açık hormonunun önüne geçilmesi yalnızca tüp mide ameliyatları ile mümkündür.

Mide küçültülmesi ameliyatının bir diğer etkisi, midenin doyum hissine çabuk ulaşmasıdır. Küçültülen midenin doyum duvarı küçülmektedir. Bu nedenle bireyler eski beslenmelerine oranla çok daha faz bir beslenme sonrasında kolayca doymaktadırlar. Doyum duvarının gerilmesi ile beyne giden doyma hissi, tüp mide ameliyatları ile daha az besinde gerçekleşmektedir.

  • Laparoskopik şekilde uygulanabildiğinden yara çabucak iyileşebilir ve daha az ağrı yaşanır.
  • Ülser gibi günümüzde bireylerin en çok rahatsız olduğu hastalıkların önüne geçilir.
  • Mide kapakçığı muhafaza edildiğinden, besinler mideyi geç terk eder ve acıkma süresi gecikir.
  • Midenin hacmi küçültülürken işlevi korunduğundan birçok besinin minimum oranda tüketilmesine katkı sağlar.

En çok tercih edilen obezite cerrahisi türü mide katlama ameliyatıdır. Laporoskopik şekilde gerçekleştirilmektedir. Obezite cerrahisi mide katlama ameliyatında midenin herhangi bir yeri kesilmemekte, yalnızca kendi içerisinde katlanarak hacmi küçültülmektedir. Midenin bıçak değmeden daraltılması şeklinde de açıklanabilir. Bir diğer adı ise Gastrik Plikasyon’dur.

Mide katlama ameliyatı yabancı maddeler kullanılmadığından maliyeti en düşük olan ve en uygun fiyatı olan obezite cerrahi operasyonudur. Bu nedenle oldukça fazla tercih edilmektedir. Mide katlama operasyonundan hemen bir gün sonra hastaneden taburcu olunabilmektedir. Bu özelliği de en büyük artılarından biridir. Mide katlama cerrahisinden sonra hastaların 10 gün kadar sıvı besinler ile beslenmesi gerekmektedir. Doktor kontrolünde ameliyat sonrası süreç sağlıklı bir şekilde atlatılmaktadır.

Mide katlama ile midenin hacmi küçüldüğünden obezite hastaları daha az beslenmeye ve daha az yemekle doyuma ulaşmaya başlamaktadırlar. Böylece hastalar otomatik olarak düzenli kilo kaybı yaşar ve kaybettikleri kiloları geri alma riskleri bulunmamaktadır.
Mide katlama ameliyatı obezite cerrahisi olmak isteyen tüm bireylere uygulanabilmektedir. Özellikle bıçak ile ameliyat olmaktan çekinen ve kısa sürede düzenli hayatına geri dönmek isteyen bireyler sıklıkla mide katlama yani GastrikPlikasyonameliyatları tercih etmektedir.
Mide katlama ameliyatı sayesinde açlık hormonunun beyine yemek yeme isteği uyandırması %70 oranında azalmaktadır. Böylece bireyler daha küçük porsiyonlar ile doymaktadır. Örneğin ameliyat öncesinde her şeyden iki tabak beslenen bireylerin, bir tabak hatta yarım tabak kadar yemek ile doydukları gözlemlenmektedir. Mide katlama ameliyatı ayrıca tokluk hissinin uzun sürmesini sağlamaktave obezitenin olumsuz etkilerini büyük bir ölçüde ortadan kaldırmaktadır. Sindirim sistemini olumsuz etkilemeden bireylerin uzun süre tok kalmasını sağlar. Bu sayede obezite hastalarının sık acıkma ve sık yemek yeme istekleri azalmaktadır. Geçirilen obezite cerrahisi sonrası bakım ve yiyeceklere dikkat ederek ameliyata yardımcı olunması da oldukça önemlidir.

Gün içerisinde tükettiğimiz besinler ile aldığımız enerji, fiziksel hareketlerimiz ve metabolizma hızımız tarafından yakılmadığı durumda alınan bu enerji yağa dönüşür ve kilo alımı gerçekleşir. Vücutta biriken fazla yağ bir süre sonra fazla kilolara, şişmanlamaya ve obeziteye sebep olmaktadır.

Şişmanlığın da belli seviyeleri bulunmaktadır. Bireyler normal seviyenin çok az üzerinde olan fazla kilolarıyla sağlıklı bir yaşam sürebilirken, bu kilolar belirli bir seviyeyi aştıktan sonra sağlık sorunları ve ölüm riski oluşturacak duruma gelir. Şişmanlık sınırının bu risk dolu seviyeye ulaşması durumu morbidobezite olarak adlandırılmaktadır.

Morbid kelimesinin asıl kökeni ”Morbidus” olan hastalıklı, sağlıksız anlamında kullanılan Latince bir kelimeden gelmektedir. MorbidObezite, hastalıklara neden olacak şekilde aşırı kilolu olma manasında kullanılan tıbbi bir terimdir. Morbidobezite riskli bir sağlık problemidir ve tedavi edilmesi şarttır. Tedavi edilmediği takdirde hayati risk oluşturarak, tetiklediği hastalıklarla çok ciddi sorunlara sebebiyet verebilmektedir.

Estetik görüntünün kaybolmasının yanı sıra çok ciddi bir hastalık olan obezite, hem dünyada hem de ülkemizde artış göstermektedir. Bu nedenle hastalıkla mücadelede büyük bütçeler ayrılmış durumdadır. Obezite hastaları tüketime üretimden daha çok önem vermektedir. Ülkemizde bulunan kadınların üçte biri, erkeklerin ise beşte biri obezite hastalığına yakalanmış durumdadır. Eğitim seviyesinin de şişmanlığı etkilediği gözlemlenebilmektedir.

Morbidobezitenin sebepleri aşağıdaki gibidir:

  • Kalıtsal faktörler
  • Metabolizma değişimleri
  • Medikasyona bağlı şişmanlıklar
  • Aşırı miktarda yemek yenmesi
  • Hareketsiz bir yaşam sürem ve egzersiz azlığı

Eğer obezite cerrahisi tercih etmiyor ve obezite ilaçlarını kullanmak istemiyorsanız morbidobezitehastalarına aşağıdaki tedavi yöntemleri de önerilmektedir.

  • Uygulanan diyetler
  • İlaçlar
  • Hormonal tedavi uygulamaları
  • Yemek yeme alışkanlıklarının değiştirilmesi
  • Egzersiz programı uygulanması

Yukarıdaki tedavi yöntemleriyle hastalarda uzun dönemde kilo kaybı sağlanabilmektedir. Ancak verilen kiloların bir süre sonra geri alınması sebebiyle, morbidobezite hastaları açısından başarı yüzdesi istenen düzeye ulaşamamıştır.

Fazla kiloları olan ya da obezite hastalığına sahip bireyler hızlı kilo vererek fit bir görünüme ulaşma hayali kurarlar. Ancak vücudu yıpratan spor hareketleri ve düzensiz diyetler ile metabolizma üzerinde olumsuz etki yaparak vücudun dengesini bozmaktadır. Her bünye birbiriyle aynı olmadığı için uygulanan diyetlerde kişinin bünyesine ve özelliklerine göre ayrıca hazırlanmalıdır. Sağlıklı bir diyet ile her ay 2 kg vererek, vücudunuza zarar vermeden kilo kaybedebilirsiniz. Obezite hastaları doktor kontrolünde her ay 4 kg’a kadar kilo kaybedebilmektedir.

Obeziteye vücutta biriken fazla yağlar sebep olduğu için, morbidobezite hastaları ilk önce yağ alımını sınırlandırmalıdır. İdeal kilo verme hızı; günlük alınan kalori miktarı 500-100 Kcal azaltılarak haftada ortalama 0,5 kg kilo verilerek gerçekleştirilir. Bununla birlikte günlük alınan kalori miktarında 800 Kcal’ın altına düşülmemelidir. Uygun bir diyet vücuda alınan enerjinin %30’unu yağlardan sağlarken kalanını da meyve ve sebzelerle tamamlar. Besin tüketiminin azaltılması ve fiziksel aktivitenin artırılmasıyla günlük 250-500 Kcal enerji azalması, haftada 0,50 kg kilo kaybını sağlayacaktır. Düşük kalorili diyetler hızlı kilo verdirse de uzun süreli uygulanamadığı için verilen kiloların geri alınması kaçınılmazdır. Bu tarz diyetlerin 12-16 haftadan fazla yapılması durumunda tıbbi sorunlar gözlemlenebilmektedir. Kısa zamanda fazla kilo vermek için yapılan diyetler ile düzensizce ve aşırı uygulanan egzersizler son derece yanlıştır. Hızla verilen kilolar aynı hızda geri alınmaktadır. Sağlıklı kilo kaybı için, verilen kiloları zamana yayarak hem sağlığınızı koruyabilir hem de geri alma korkusu olmadan ideal kilonuza ulaşabilirsiniz.

Morbidobezite , tedavisi tek başına uygulandığında çok da faydalı sonuçlar alamamaktadır. Diyet ve egzersiz tedavilerini destekleyen obezite , tedavisi tek başına uygulanmasına göre daha iyi sonuçlar alınmasını sağlar. İlaç tedavisine başlarken bireyin 18 yaşından büyük olduğuna, kontrolsüz hipertansiyon ve psikiyatrik herhangi bir hastalığının bulunmadığı kontrol edilmeli, bu şartları sağlamıyorsa , tedavisine başlanılmaması önerilmektedir.

Vücut kitle indeksi 35-40 üzerinde olan bireylere,morbitobezite ile birliktebaşka hastalıkları da bulunanlar ve diğer tedavilere rağmen kilo veremeyenler içinmorbidobezite cerrahisi uygulanmaktadır. Bu işlemler Acıbadem Obezite Merkezi, Adana Obezite Merkezi ve diğer Obezite cerrahisi olan hastaneler’in de yönlendirdiği şekilde genel cerrahi bölümünde gerçekleştirilmektedir. Cerrahi girişimlerle hastalarda % 40 ile % 70 oranında kilo kaybı olabilir.

Obezite kilo sınırına ulaşan hastalarda cerrahi müdahaleden önce, gerekli kontroller sağlanmalıdır. Yaşamını tehdit eden bu şişmanlığın altında yatan bir hastalık olup, olmadığı araştırılmalıdır. Bunun tespit edilmesi halinde hastalığın tedavisi yapılmalıdır. Obezite ve metabolizma cerrahisi için seçilecek hastalarda;
  • Obezite vücut kitle indeksi 40 olmalı
  • Vücut kitle indeksi 30-40 arasındaysa, şeker hastalığı, hipertansiyon, uyku apnesi olmalı
  • Hastanın yaşı 18 ile 60 yaş arasında olmalı
  • Hastanın en az 3 yıldır obezite hastası olması
  • Hastanın hormonal bir rahatsızlığının olmaması
  • Alkol, uyuşturucu ve , bağımlılığı olmamalı
  • Kabul edilebilir ameliyat riskinin olması gerekir.
  • Ayarlanabilir silikon mide bandı
  • Vertikalgastroplasti
  • Mide içi balon uygulaması
  • Midenin devre dışı bırakıldığı ameliyatlar
  • Besinlerin bağırsakta emilimini azaltan cerrahi uygulamalar

Obezite hastalığına yakalanan herkes obezite nasıl önlenir sorusunu kendine en az bir kere mutlaka sormuştur. Obezite ile ilgili bilgiler insanlar tarafından öğrenildikçe, obezite hastalığının sebepleri, obezitenin sonuçları ve çeşitleri hakkında bilgiler yayıldıkça, obezite hastalığı da zamanla azalmaya başlayacaktır. Obezite hastalarının sayısı artış gösterdikçe, dünyada da bu hastalığın engellenmesi için çalışmalar yapılmaya başlanmış, çözümler bulunmaya çalışılmış, yeni obezite ilaçları üretilmiş, obezite merkezleri, obezite derneği ve obezite cerrahisi derneği kurulmuştur.Obezite ile ilgili makaleler, sağlıklı beslenme ve obezite ile ilgili yazılar, obezite ile ilgili sloganlar, obezite hakkında kısa bilgi içeren yazılar, obezite ile ilgili haberler ve obezite hesaplama formülü yayınlanarak “obezite hastalığı nasıl önlenir?” ve “obezite nasıl tedavi edilir?” gibi sorular hakkında yanıtlar bulunmaya çalışılmaktadır.

Obezitenin nedenleri ve olası sonuçları bir yana sağlıklı yaşam için temel ve basit kuralları bozmamak kaidesiyle obeziteyi önlemek mümkündür. Doğru beslenmekle obezite önlenebilir. Bu da, rafine gıdalardan uzak durmak, trans yağ içeren karaciğer ve damarlar olmak üzere iç organ yağlanmasına yol açabilecek besinlerden uzak durarak, bol lifli ve taze meyve ve sebze ağırlıklı beslenerek vitamin ve mineral takviyeleriyle, düzenli egzersizlerle kalp damarlarının açık olmasını sağlamakla önlenebilmektedir.

Obezite olup olmadığını hesaplama işlemi kolay bir işlem olup, çok kısa sürede kilo durumunuz ile ilgili sizi bilgilendirmektedir.Vücut kitle indeksi denilen bu işlemi gerçekleştirerek obezite hastası olduğunu öğrenen birey, paniğe kapılmamalı ve derhal bir uzmandan sağlık durumu ile ilgili bilgi almalıdır.

Ancak obezite tedavisinde kullanılan ilaçlar, obezite tedavisi yapan hastaneler, obezite merkezi İstanbul ve diğer büyük illerde bulunan merkezlerve obezitedendiğer kurtulma yollarıobeziteyi yenmekte yetersiz kalıyor ise, obezite cerrahisi yöntemiyle obeziteyi yenebilmek mümkündür.

Sağlık bakanlığı obezite yardım kuruluşları, obezite kongresi, obezitesempozyumu, obezite ile ilgili yazı ve obezite ve diyabet hakkında makaleler, obezite haberleri, obezite çeşitleri ve obezite sınırı hesaplama hakkındaki paylaşımlarıyla bireylerin bilinçlenmesini ve Türkiye’deki obezite hastalığı bilincini oluşturmayı hedeflemektedir.

www.saglik.gov.tr obezite ile ilgili güncel bilgiler arayan hastalar için oldukça kullanışlı bir ara yüze sahip. Sağlık bakanlığı obezite hesaplama işlemini de bu site üzerinden gerçekleştirilmesini sağlamıştır. Sağlık bakanlığı obezite testi ile obezite kilo hesaplama işlemi çok kolay bir hal almıştır. Böylelikle “Obezite hesaplaması nasıl yapılır?” sorusu hakkında bilgi sahibi olmayan hastalar ve hasta adayları için de kolay ulaşabilecekleri bir bilgi kaynağı oluşmuştur.

Obeziteyi Önleyecek Öneriler:

  • Kalori alımı en aza indirilmelidir.
  • Fiziksel aktivite ve egzersiz mutlaka artırılmalı, yakın olan yerlere yürüyerek gidilerek yağ yakımı artırılmalıdır.
  • Yiyeceklerdeki yağ oranı ve karbonhidrat alımını azaltarak, lifli ve tam tahıllı gıdalar tüketilmelidir.
  • Ağır, yağlı yiyecekler yerine, sebze meyve tüketimi artırılmalıdır.
  • Geç saatlerde özellikle hazır gıdalar ve yağ oranı yüksek yiyecekleri tüketmekten kaçınılmalıdır.
  • Fastfood türü yiyeceklerden uzak durulmalı, kola ve gazoz gibi yüksek miktarda şeker içeren içecekler mümkün oldukça azaltılmalıdır.
  • Bebeklerin anne sütüyle beslenmesine önem verilmelidir.
  • Yemekler acıkılan zamanlarda ve yavaş yavaş yenilmelidir.
  • Günde yaklaşık 2 litre su tüketmek oldukça önemlidir.
  • Kahvaltı öğünü atlanmamalı, her sabah sağlıklı bir kahvaltı mutlaka yapılmalıdır.
  • Kilo alımının fazla olduğu düşünüldüğü takdirde bir diyetisyene başvurulmalıdır.
  • Kızartma, kavurma gibi yağda yapılan yemeklerden kaçınılmalı, onun yerine haşlama ya da ızgara tipi yiyecekler tüketilmelidir.
  • Aşırı miktarda beyaz ekmek tüketmek yerine, makul ölçülerde tahıl ekmekleri tercih edilmelidir.
  • Çok miktarda acıkmayı beklemeden, ana öğünlerin arasına küçük porsiyonlarda ara öğünler eklenmelidir.

Obezite nedenleri ve tedavi seçenekleri ile günümüzde obeziteyle savaş gittikçe hızlanmakta.

Vücut kitle indeksi obezite sınırını aşan bireyler eğer cerrahi müdahele düşünüyorlarsa önce obeziteameliyatı fiyatları hakkında kısa bir araştırma yapmalıdır. Obezite cerrahisi SGK tarafından morbidobezite seviyesine ulaştığında karşılanmaktadır.

Obezite cerrahisi doktorları ve obezite ameliyatı olanların yorumları gösteriyor ki, obezite hastaları obezite ile savaşiçin tedavi süreçlerinde en çok aşağıdaki yerleri tercih etmektedir.

  • Obezite ameliyatı yapan devlet hastaneleri
  • Obezite polikliniği
  • Obezite ameliyatı yapan hastaneler
  • Fatih Sultan Mehmet Hastanesi obezite cerrahisi
  • Ankara Obezite kliniği
  • Cerrahpaşa obezite cerrahisi
  • Obezite Tedavi Merkezleri
  • Obezite Hastanesi
  • Obezite Merkezleri ve Araştırma Hastaneleri
  • Obezite Yardım ve Dayanışma Platformu

Büyük şehirlerde bulunan tedavi merkezleri gelişmiş ekipmanları ve obezite tedavisi ilaçları ile obezite tedavi yöntemlerinde büyük ilerlemeler kaydettiler. Obezite tedavisi SGK tarafından da karşılanmaya başlandığında iyileşen hasta sayısı da oldukça artış gösterdi. Bu konuda Ankara obezite cerrahisi alanında önde gelen büyükşehirlerimizden biri. Obezite nedenleri ve tedavisi hakkında alanında uzman olan birçok doktor barındıran ve obezite tedavisi Ankara merkezleriyle tanı ve tedavi alanında zirveye oynayan Ankara, obezite hastaları tarafından da sıkça tercih edilmektedir.

Obezite tedavisi İzmir ilimiz de de  “Obezite nedir nasıl tedavi edilir?”, “Obezite diyet tedavisi nasıl uygulanır?”, “Obezite tedavileri daha kısa sürede ve iz bırakmadan nasıl gerçekleştirilebilir?” gibi sorulara bulunan yanıtlarla oldukça gelişim göstermiştir. İzmir obezite cerrahisi ve obezite nedenleri tedavisi konusunda da önemli aşamalar kaydetmiştir. Obezite cerrahisi fiyatları açısından da diğer büyükşehirlere avantaj sağlayan İzmir obezite cerrahisi, obezite ameliyatı yapan doktorları ile de bu hastalık konusunda uzman sayılmaktadır.

Obezite tedavisi yapan devlet hastaneleri İstanbul’da da Ankara ve İzmir obezite cerrahisi merkezleri kadar gelişmiş ve tedavi yöntemleri açısından oldukça tercih edilen merkezler arasındadır. Özetle söyleyebiliriz ki, obezite cerrahisi İstanbul, Ankara ve İzmir başta olmak üzere, büyük şehirlerde gelişim göstermeye devam etmektedir.

Obeziteye karşı harekete geçmek isteyen hastalar için hazırlanmış obezite nedir kısaca anlatan yazılar, obezite slaytları ve obezite ppt dosyaları, obezite ölçüm testi,  obezite cerrahisi blog sayfaları, obezite cerrahisi pdfdökümanları, obezite ile ilgili sunumlar ve obezite eğitimi ppt’leri ile bilgi sahibi olmak oldukça kolay bir hal aldı.

Obezitenin nedenleri vikipedi sayfalarında da bilgi içeren pek çok yazıya konu olmuştur. Merak edenler bu gibi vikipedi sayfalarından da konu ile ilgili detaylı bilgiye ulaşabilmektedir.

Obezite tedavisinde motivasyon, obezite doktorları tarafından tedavi sürecinin olmazsa olmazıdır. Obezitehastalığına sahip bireyin kilo verme konusundaki düşüncesi ve isteği, bu bu konudaki kararlılığı en önemli motivasyon kaynağıdır. Bumotivasyonu canlı tutabilmek için “Obezite nedir ve nasıl mücadele edilir?” sorusunun cevabı hastalar tarafından mutlaka iyi bir şekilde anlaşılmalıdır. Obezite sorunu, genetik etkilerin ya da fazla yemek yemenin – düzensiz beslenmenin yanı sıra, fiziksel aktivitelerde bulunulmaması ve tekdüze bir hayat tarzı ile sosyal bir hayata sahip olmama sebepleriyle de oldukça ilintilidir. Kişinin hayat standartlarındaki değişiklikler ve bu süreçte psikolojik destek alması ile kilo vermek için oldukça önemli adımlar olarak kabul edilir.

Obezite tedavisi olmaya karar veren hastaların geneli, son zamanlarda fazlalaşan obezite sebepleriyle başvurmaktadır. Bu kişilerin büyük bir kısmı zaten uzun zamandır bu sorunlara sahiptir. Morbidobezite hastalığına sahip olan bireyler, problemleriyle ilgili konuşmalarda çekingen kalmaktadırlar. Morbidobezite veya obezite hastalığı olan bireylerle ilgilenirkenen önemli nokta, hastalar ile empati kurabiliyor olmaktır. Uzmanlar obezite hastalarını mutlaka dinlemeli ve onların problemlerini anlamaya çalışmalıdır.

Obezite tedavisine katılmaya karar veren hastaların geneli, daha önceden başka uzmanlar tarafından uygulanan belli tekniklere katılmış ve bu deneyimler çoğunlukla hastada hayal kırıklıkları ve umutsuzluk yaratmıştır. Bu nedenlemorbidobezite ya da obezite hastaları hastalıkları ile ilgili konuşurken isteksiz ve çekingen davranabilmektedirler.Doktorların yapması gereken, hastanın yanında olduğunu hissettirmek ve ona karşı cephe almamaktır. Obezite sorunlarının hayatlarındaki yeri ve hastalığın iyileştirilmesindeki öneminin hayatta daha fazla şey kaybetmemeleri için ne kadar gerekli olduğu anlatılmaya çalışılmalıdır.

Omder obezite hastalığı ile ilgili oluşturulan en büyük kuruluşlardan biridir. Açılımı Obezite ile Mücadele Derneği olarak geçmektedir. Kurucu başkanlığını üstün performans uzmanı Halil Kargulu yapmaktadır. Dernek, 2008 yılında aktif olarak faaliyetlerine başlamıştır.
Halil Kargulu, 1976 Ankara doğumlu, Üstün Performans Uzmanı ve Dünyanın en hızlı ve farklı sürelerde en çok zayıflayan insanıdır. Dünya’nın, en iyi zayıflama ve profesyonel takip kontrol sistemi olan 7/24 sınırsız destek felsefesinde kurulan “Yeni Nesil Web Tabanlı Profesyonel Butik Kilobekciliği” sisteminin kurucusudur.

“Omder” (Obezite İle Mücadele Derneği) kurucu başkanı,  TSK milli takımında, kondisyoner, müsabaka kilolarının dengede tutulması & performans uzmanı olarak görev yapmış eğitmen, ayrıca “Vücudun Şifresi 1-2 ” kitaplarının da yazarı olarak profesyonel yaşamını ve dernek faaliyetlerini sürdürmektedir.

Tüm çalışmalarının yanında, Türkiye ve dünyada bir ilk olarak, yazılı ve görsel medyada, insanların beyinlerini uyuşturan ve zihinsel köleleştiren sektör haberlerine karşın OBEZİTE eleştirmenliği yapmaktadır.

Son 10 yıldırobezite – kilo psikolojisi konusunda, sorunun çok yönlü çözümleri için yaptığı çalışmaları, araştırmaları, deneyleri, gözlemleri ile kilo psikolojisi konusunda, dünyanın en geniş veri tabanına sahip, kesin çözümü bilen genç bir araştırmacıdır.

Omder obezite ile ilgili kendi sitesinde şu açıklamayı yapmıştır:
İstatistiklerde her geçen gün şişmanlayan bir ülke olarak, kilolu ve obez kişi sayısı 34 milyonu aşmıştır. İstatistiklere girmeyen Düşük kiloda, 150 kilo ile eşdeğer kilo psikolojisi yaşayanlarla birlikte bu rakamlar, ülkemizin direk %60’ına tekamül etmektedir. Aileleri ve yakın çevremizdeki kilolu ve kilo psikolojisi yaşayan kişilerle birlikte toplamda, ülkemizin %90’ını ilgilendiren bu denli önemli ve toplumsal bir sorun için artık el ele vererek, hep birlikte mücadele etmemiz kaçınılmazdır.

Bu süreçte Türkiye’nin en büyük sivil toplum örgütü olmak ve toplumsal mücadele bilinci kazandırmak için herkese görev düşmektedir…
Bu sorun ile ilgili nasıl mücadele edeceğini bilmeyen, (Omder) Obezite ile Mücadele Derneği’ne nasıl yardımcı olabilirim, yaşanan kilo psikolojisi ile toplumsal olarak mücadele etmek için neler yapabilirim diyenler, işte size fırsat! Kilolu veya kilo psikolojisi yaşamak kader değildir. Kader olarak nitelemek istemeyen yakın çevremize bu mesajı iletebilirsiniz!

Sağlıklı, ideal kilosunda kendinden emin ve ne istediğini bilen bireyler olarak, ülkemizin aydınlık geleceği için mutlaka yapabileceğiniz bir şeyler vardır.

Çok geç olmadan, bu sömürü düzenine kendimizi kaptırmamak için, herkesin kendi sorumluluğunu hatırlatır ve bireysel olarak bu mücadelemize, yapabilecekleriniz çerçevesinde destek olmanızı beklemekteyiz.

Obezite ile ilgili resimlerini inceleyerek, obezite öncesi ve sonrası hallerini keşfedebilir ve başarıya bir adım daha yaklaşabilirsiniz:

Obezite ile ilgili birçok yanlış bilinen başlıklar bulunmaktadır. Peki obezite tedavisi için aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır? Şimdi, bireylerin gözünde yanlış bilinen obezite gerçeklerine göz atalım:

  • Obezite ve sebepleri herkes için genel geçer sebeplerdir.
  • Obezite şişmanlık, hızlı kilo verme ile aşılır.
  • Obezite ameliyatı sonrasında direk sağlığa kavuşulur.
  • Obezite doktoru her bireye aynı diyet listesini verebilir bu nedenle yakınımın diyet listesini uygulayabilirim.
  • Obezite ilacı her zaman en kesin çözümdür.
  • Obezite kadınlarda daha fazla görülür.
  • Obezite cerrahisi olanlar bir daha kilo almaz.  Burada çok dikkat edilmesi gereken bir nokta bulunmaktadır. Obezite cerrahisi olan bireyler, sonraki dönemlerde de beslenmelerine daha az da olsa dikkat etmek zorundadırlar.

Sizlere obezite neden olur, obezite tedavisi nasıl yapılır, obezite nedir nasıl korunulur, obezitenin tanımı ve engellenmesi, obezite nedir sebepleri nelerdir, obezite nedir kısaca tanımı, obezitenin nedenleri ve olası sonuçları nedir, obezite hesaplama nasıl olur bilgilerini aktarmaya özen gösterdik.

Kurumlar da çalışanlarını ve etrafındaki bireyleri bilinçlendirmek için, obezite konulu slayt, obezite tedavisi pdf, obezite ppt sunum, obezite nedir slaytları, obezite powerpoint sunusu, obezite cerrahisi ppt gibi obezite ile ilgili sunumlar hazırlamalı ve obezite yardımı yapmalıdır.

Şimdi ise obezite Türkiye adımlarından ve en iyi Türk obezite doktorlarından bahsedeceğiz. Obezite ameliyatı nedir, obezite tedavisi nedir, obezite sınırı nasıl hesaplanır gibi konular hakkında destek alabileceğiniz en iyi obezite sağlık merkezleri İzmir’de bulunmaktadır. İzmir obezite cerrahları ve İzmir obezite cerrahi merkezlerinde obezite ve şeker hastalığı hakkında detaylı araştırmalar yapılmakta ve obezite tedavisi nasıl olur sorusunun en bilimsel açıklamaları bulunmaktadır.

İzmir obezite tedavilerinde diyabet ve obezite slaytlar hazırlanarak hastalara yardımcı olunmaktadır. Obezite hesaplama programı uygulanarak tedaviye başlanmakta ve hastalara daha doğru ve bireysel destek olunmaktadır.

İzmir obezite cerrahisinde, en başarılı obezite cerrahları ile çalışılmaktadır. Her bireyin vücut analizleri yapılarak en uygun obezite ameliyatı uygulanmaktadır. Yurt dışından dahi sağlıklı bir ameliyat geçirmek için İzmir obezite cerrahi merkezlerini ziyaret eden bireyler bulunmaktadır. Siz de obezite hastasıysanız ve çözüm arıyorsanız, İzmir obezite cerrahi merkezlerini ziyaret edebilir, İzmir obezite cerrahları ile tanışarak hastalığınızı kısa sürede yenebilirsiniz.